Trafik, birbirini tanımayan insanların en yoğun etkileşime girdiği kamusal alandır. Bu alanda "ben" yerine "biz" diyebilmek, sadece güvenliği değil, toplumun huzur iklimini de belirler. Sürücüler çoğu zaman "tünel vizyonu"na kapılarak sadece diğer otomobillere odaklanır. Oysa trafik, farklı dinamiklere sahip birçok paydaştan oluşur: Motosiklet ve bisikletliler, trafikte en az fark edilen ancak en savunmasız gruplardır. Onlara "bir şerit hakları" olduğunu hatırlayarak yaklaşılmalıdır. Kamyon ve otobüslerin kör noktalarının geniş olduğunu, durma mesafelerinin uzun olduğunu bilmek; onlara hareket alanı tanımaktır. Çocuklar, yaşlılar ve evcil hayvanlar her an öngörülemez hareketler yapabilir. Bu, sürücünün dikkatini iki katına çıkarmasını gerektirir. Empati kuran bir sürücü, kışkırtmalara kapılmak yerine durumu rasyonalize eder: Hatalı bir manevra yapan sürücüye "Cahil!" demek yerine "Belki o an kafası dağınık veya acil bir durumu var" diyebilmek, stresi anında bitirir. Yaya geçidinde bekleyen yayanın yerine kendinizi koyun. O anki sabırsızlığınızın, bir başkasının güvenliğinden daha önemli olmadığını fark edin. Ehliyet almak, sadece araç kullanma yetkisi değil; toplumun güvenliğini koruma sözü vermektir. Sorumluluk bilinci olan bir sürücü şunları bilir: Bir trafik kazası sadece iki metal yığınının çarpışması değildir. Onun yarattığı dalgalar tüm topluma yayılır: Kazada hayatını kaybedenlerin ailelerinde oluşan boşluk, parçalanan yuvalar ve geride kalanların ömür boyu taşıdığı suçluluk/keder yükü. Sağlık harcamaları, iş gücü kaybı ve araç hasarları nedeniyle her yıl milli gelirin ciddi bir kısmı trafiğe feda edilmektedir.Görünmezleri Görmek: Diğer Yol Kullanıcıları
İki Tekerlekli Araçlar
Ağır Vasıtalar
Hassas Yayalar
Empati: Çatışmanın Panzehiri
Toplumsal Sorumluluk: Ehliyet Bir Sözleşmedir
Kazaların Görünmeyen Bedeli: Toplumsal Sarsıntı
Psikolojik Travma
Milli Ekonomi Kaybı
✔
Bakış Açısı Değişimi:
✔
Hak Veriş: