Trafik sisteminin en zayıf halkası da, en güçlü kontrol mekanizması da insandır. Aracın teknolojisi ne kadar gelişmiş olursa olsun, nihai kararı veren sürücünün bilişsel ve duygusal durumudur. Sürücü davranışları, sadece teknik beceri değil; kişilik özellikleri, algılama hızı ve o anki ruh halinin birleşimidir. Trafikte güvenliği tehdit eden temel sürücü hataları genellikle "riskli sürüş alışkanlıkları"ndan doğar. Gelen veriyi (tabela, ışık, tehlike) fark etme, analiz etme ve karar verme sürecidir. Yorgunluk bu süreci felç eder. Karar sonrası verilen fiziksel tepkidir (Frene basma, direksiyon kırma). Alkol ve madde bu hızı ölümcül düzeyde düşürür. Trafik, farklı rollere sahip insanların sürekli etkileşim halinde olduğu dinamik bir alandır: Yaya, trafiğin en savunmasız unsurudur. Sürücü, sadece kural gereği değil, vicdani bir sorumlulukla yayaya öncelik vermelidir. Yolcu, sürücünün dikkatini dağıtmamalı; sürücü ise taşıdığı canların sorumluluğunu her an omuzlarında hissetmelidir. Empati, karşıdaki sürücünün veya yayanın yerine kendini koyabilmektir. Bu beceri, trafiği bir çatışma alanından iş birliği alanına dönüştürür. Trafik, doğası gereği stresli bir ortamdır. Bu stresi yönetemeyen sürücü, kontrolünü kaybeder. Sürücü Davranışlarını Şekillendiren Unsurlar
Bilişsel Süreçler
Psikomotor Tepkiler
Yaya, Yolcu ve Sürücü Üçgeni
Empati: Trafiğin Sessiz Kurtarıcısı
"O an korna çaldığınız sürücü, belki de acemi bir adaydır; yol vermediğiniz yaya, karşıya geçmeye çalışan yaşlı bir ebeveyndir. Empati, kaza yapmanızı engelleyecek en büyük zırhtır."
Sabır ve Stres Yönetimi Teknikleri
Kriz Anında Sükunet:
Sürücü - Yaya İlişkisi:
Sürücü - Yolcu İlişkisi: